Travma Terapisi

Travma sonrası stres bozukluğu bireyin travmatik bir olaya tanık olması veya travmatik bir olay yaşaması nedeniyle gelişebilen ve yaygın olarak görülen bir ruh sağlığı sorunudur. Travmaya neden olan durum hayati tehlike barındırabileceği gibi fiziksel ve ruhsal sağlık için ciddi bir tehdit de içerebilir. Travma sonrası stres bozukluğu belli bir yaş grubunu değil, her yaştan insanı etkileyebilen bir sorundur.

Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bireylerde görülebilen bazı davranışlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Kabus görmek,
  • Depresif bir ruh hâli içerisinde olmak,
  • Kaygılı veya suçlu hissetmek,
  • Utanç duymak,
  • Travma yaşamasına neden olan duruma benzer durumlardan, aktivitelerden ve mekânlardan uzak durmak.

Travma sonrası iyileşme süreci travmatik olayı yaşamış bireyler, onların aileleri ve bakımlarını sağlayanlar için en önemli aşamadır. Bu süreç hemen her insan için farklı ilerleyebilir. Ancak iyileşmek, bireyin travma nedeniyle yaşadığı etkilerden tam anlamıyla kurtulması anlamına gelmez. Bireyin geçmişte yaşadığı olayların neden olduğu duyguların ve düşüncelerin olumsuz etkilerini hissetmeden şu anda yaşamasıdır.

Travma Sonrası Terapi Yöntemleri

Travma sonrası stres bozukluğu için ana tedavi yönetimi olarak psikoterapi diğer adıyla konuşma terapisi uygulanır. Travma sonrası rehabilitasyon sürecinde uygulanabilecek bazı terapi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
  • Bilişsel Terapi,
  • Bilişsel İşleme Terapisi (CPT),
  • Grup terapileri,
  • EMDR terapisi,
  • Uzun süreli maruziyet.

Travma Sonrası Karşılaşılan Zorluklar ve Başa Çıkma Yöntemleri

Birey travmatik bir olay yaşamasının ardından bazı zorlu durumlarla baş etmek zorunda kalabilir. Bu zorlu durumlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  • Yaşanılan olayla ilgili kötü anıların kendini tekrar hatırlatması ve sanki olayı yeniden yaşıyormuş gibi hissetmek,
  • Travmatik olayla ilgili rüyalar görmek,
  • Yaşanılan travmatik olayı düşünmekten ve konuşmaktan kaçınmak, 
  • Düşüncelerde ve ruh hâlinde olumsuz değişiklikler,
  • Fiziksel ve duygusal tepkilerde değişimler,
  • Travmatik olayı hatırlatan durumlar karşısında belirtilerin artması.

 Travma sonrasında yaşanan zorluklarla başa çıkmak için pek çok farklı yol bulunur. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Aktif başa çıkma becerisi geliştirmek (Bireyin travmanın hayatı üzerinde oluşturduğu etkileri kabul etmesi ve bu durumu iyileştirmek için harekete geçmesi durumudur.),
  • İyileşmenin bir süreç olduğunu unutmamak,
  • Travma sonrası stres bozukluğu hakkında daha fazla bilgi edinmek ve gerekli durumlarda destek istemek,
  • Bir doktorla veya danışmanla travma sonrası stres bozukluğu hakkında konuşmak ve onların önerdiği rahatlama yöntemlerini uygulamak.

Sıkça Sorulan Sorular

Psikiyatrist, tıp fakültesi mezunu ve ruh sağlığı alanında uzmanlaşmış bir tıp doktorudur. Biyolojik ve nörolojik süreçleri değerlendirip teşhis koyma ve ilaç tedavisi düzenleme yetkisine sahiptir. Psikoterapist ise ruh sağlığı alanında (psikoloji veya psikiyatri) lisans/uzmanlık sonrası belirli bir terapi ekolünde (Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikanaliz, EMDR vb.) özel eğitim almış uzmandır. Tıp doktoru olan bir psikiyatrist, terapi eğitimi de alarak her iki rolü eş zamanlı yürütebilir.

Bu tamamen yaşadığınız zorluğun niteliğine ve şiddetine bağlıdır. Şiddetli depresyon, bポーラ ya da psikotik tablolar gibi biyolojik altyapısı güçlü durumlarda ilaç tedavisi öncelikli veya destekleyici olabilir. Güncel bilimsel araştırmalar, birçok ruhsal problemde ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte yürütüldüğü durumların en kalıcı ve etkili sonuçları verdiğini göstermektedir. İlk görüşmemizde durumunuz değerlendirilerek size en uygun yol haritası belirlenir.

Terapinin süresi; çalışılan konunun derinliğine, seçilen terapi ekolüne ve danışanın hedeflerine göre değişiklik gösterir. Bazı yapılandırılmış terapiler (örneğin Bilişsel Davranışçı Terapi) 8-16 seans gibi kısa süreli hedeflere odaklanırken, dinamik veya varoluşçu terapiler daha uzun soluklu bir içsel yolculuk gerektirebilir. Seans sıklığı genellikle haftada 1 veya 2 haftada 1 olarak planlanır.

Evet. Psikiyatri ve psikoterapi uygulamalarının en temel kuralı hasta-hekim gizliliğidir. Görüşmelerde paylaştığınız tüm bilgiler, kimlik bilgileriniz ve tıbbi kayıtlarınız tamamen gizli tutulur. Bu kuralın tek istisnası, danışanın kendisine veya bir başkasına hayati zarar verme riskinin (özkıyım veya hayati tehdit) bulunduğu yasal zorunluluk durumlarıdır.

Bilimsel çalışmalar, uygun vakalarda ve doğru tekniklerle yürütülen online terapinin, yüz yüze terapi ile benzer düzeyde klinik başarı sağladığını göstermektedir. Özellikle yoğun çalışma temposu olanlar, seyahat kısıtlaması bulunanlar veya bulunduğu şehirde uzman erişimi kısıtlı olan danışanlar için son derece pratik ve etkili bir seçenektir.