Yaygın Anksiyete Bozukluğu olan kişilerde ise “sürekli, aşırı, dirençli ve durumla uygunsuz bir endişe içinde olma durumu” söz konusudur. Şiddetli endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve olumsuz olayların gerçekleşeceği ile ilgili beklentisinin süreklilik göstermesi sonucu olağan yaşam davranışlarını sürdürmesini engeller. Bu kişiler çoğu durumda yaşadıkları endişenin abartılı olduğunun farkındadır, her durumda olası en kötü sonucu düşünürler. Bununla beraber kendilerini sakinleştirip kontrol altına alamazlar. Yaygın Anksiyete Bozukluğunda aşırı endişe ve kaygı sıklıkla sağlık, aile, para ya da iş ile ilgilidir. Genellikle çevreleri tarafından aşırı evhamlı olarak tanımlanırlar; bu aşırı evhamlı olma hali bir karakter özelliği olarak görülüp, ruhsal bir bozukluk olabileceği gözden kaçmaktadır. Yaygın Anksiyete Bozukluğu tanısı kontrol altına alınamaz nitelikte olan endişe halinin en az altı ay boyunca hemen her gün olması ve işlevselliğinin bozulmasıyla konur.
Yaygın Anksiyete Bozukluğunun yaşam boyu görülme sıklığı yaklaşık %5-6’dır. Yaşla birlikte kaygı duyarlılığı artar. Yaygın Anksiyete Bozukluğu yaşlılıkta en sık görülen anksiyete bozukluğudur. Kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha sık görülmektedir.

Psikiyatrist, tıp fakültesi mezunu ve ruh sağlığı alanında uzmanlaşmış bir tıp doktorudur. Biyolojik ve nörolojik süreçleri değerlendirip teşhis koyma ve ilaç tedavisi düzenleme yetkisine sahiptir. Psikoterapist ise ruh sağlığı alanında (psikoloji veya psikiyatri) lisans/uzmanlık sonrası belirli bir terapi ekolünde (Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikanaliz, EMDR vb.) özel eğitim almış uzmandır. Tıp doktoru olan bir psikiyatrist, terapi eğitimi de alarak her iki rolü eş zamanlı yürütebilir.
Bu tamamen yaşadığınız zorluğun niteliğine ve şiddetine bağlıdır. Şiddetli depresyon, bポーラ ya da psikotik tablolar gibi biyolojik altyapısı güçlü durumlarda ilaç tedavisi öncelikli veya destekleyici olabilir. Güncel bilimsel araştırmalar, birçok ruhsal problemde ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte yürütüldüğü durumların en kalıcı ve etkili sonuçları verdiğini göstermektedir. İlk görüşmemizde durumunuz değerlendirilerek size en uygun yol haritası belirlenir.
Terapinin süresi; çalışılan konunun derinliğine, seçilen terapi ekolüne ve danışanın hedeflerine göre değişiklik gösterir. Bazı yapılandırılmış terapiler (örneğin Bilişsel Davranışçı Terapi) 8-16 seans gibi kısa süreli hedeflere odaklanırken, dinamik veya varoluşçu terapiler daha uzun soluklu bir içsel yolculuk gerektirebilir. Seans sıklığı genellikle haftada 1 veya 2 haftada 1 olarak planlanır.
Evet. Psikiyatri ve psikoterapi uygulamalarının en temel kuralı hasta-hekim gizliliğidir. Görüşmelerde paylaştığınız tüm bilgiler, kimlik bilgileriniz ve tıbbi kayıtlarınız tamamen gizli tutulur. Bu kuralın tek istisnası, danışanın kendisine veya bir başkasına hayati zarar verme riskinin (özkıyım veya hayati tehdit) bulunduğu yasal zorunluluk durumlarıdır.
Bilimsel çalışmalar, uygun vakalarda ve doğru tekniklerle yürütülen online terapinin, yüz yüze terapi ile benzer düzeyde klinik başarı sağladığını göstermektedir. Özellikle yoğun çalışma temposu olanlar, seyahat kısıtlaması bulunanlar veya bulunduğu şehirde uzman erişimi kısıtlı olan danışanlar için son derece pratik ve etkili bir seçenektir.